4. sınıflarda BİLSEM var mı ?

axeklas

Global Mod
Global Mod
4. Sınıflarda BİLSEM Var mı? Gerçekten Olmalı mı?

Herkese merhaba! Bugün, eğitim sistemiyle ilgili son zamanlarda oldukça kafa karıştırıcı bir konuya değinmek istiyorum: 4. sınıflarda BİLSEM (Bilim ve Sanat Merkezleri) var mı, yok mu? Daha doğrusu, bu uygulama gerçekten gerekli mi? BİLSEM’ler, yetenekli çocukları özel bir eğitime tabi tutma amacı güderken, bu uygulamanın eğitimdeki yerini sorgulamak, neredeyse her veli için gündemde bir soru haline geldi. Ama gerçekten bu sistem 4. sınıflara kadar yayılmalı mı? Yoksa 4. sınıf, hala “temel eğitim” için bir geçiş dönemi mi olmalı?

Yazımda, BİLSEM’i ele alırken bu uygulamanın zayıf yönlerini tartışmak, bu sistemin çocuklar üzerindeki olası etkilerini sorgulamak istiyorum. Çünkü bu konuda gerçekten çok fazla soru işareti var. Hadi, bunu birlikte masaya yatıralım. Erkeklerin genellikle problem çözme ve strateji geliştirme odaklı bakış açıları, kadınların ise daha çok empatik ve insan odaklı yaklaşımları bu tartışmayı farklı açılardan değerlendirmemizi sağlayacak.

BİLSEM’in Gerçekten Amacı Ne?

Öncelikle BİLSEM’in amacını net bir şekilde tanımlayalım. Bu merkezler, yetenekli çocukları erken yaşta tespit etmeyi ve onlara özel eğitim olanakları sunmayı hedefler. Yani aslında sistem, potansiyeli yüksek olan çocukları ortaya çıkarıp, onları daha da geliştirmek ve potansiyellerinin zirvesine ulaşmalarını sağlamak amacı güder. Güzel bir amaç, değil mi? Fakat, burada bir sorun baş gösteriyor: 4. sınıfa kadar devam eden bir eğitimde, hangi çocukların “yetenekli” olduğuna karar vermek gerçekten doğru mudur?

Buradaki en büyük sorun, 4. sınıf gibi erken bir dönemde, bir çocuğun gelecekte hangi alanda yetenekli olacağını tam olarak kestirmenin zor olmasıdır. Çocuklar gelişimsel olarak farklı hızlarda büyürler ve 10 yaşındaki bir çocuk, ilerleyen yıllarda çok farklı yetenekler geliştirebilir. Bu erken değerlendirme ve yerleştirme sistemi, aslında birçok çocuğu “yanlış kategorize etme” riskini taşır. Bir çocuğun “yetenekli” olduğunu iddia etmek, çoğu zaman onların potansiyelinin sadece yüzeyini görmektir.

Erkeklerin Stratejik ve Çözüm Odaklı Bakışı: “Bu Sistemde Eksiklikler Var”

Erkeklerin genellikle daha stratejik ve çözüm odaklı bir bakış açısına sahip olduklarını düşünürsek, BİLSEM’in 4. sınıflara kadar genişletilmesinin mantıklı olup olmadığını sorgulayan çok fazla kişi olduğunu görebiliriz. Erkekler, genellikle bir sistemi çözmek için önce onu çok iyi analiz ederler. Bu durumda, BİLSEM’in eğitim sistemi üzerindeki etkilerini stratejik bir şekilde ele alalım: Çocuklar çok erken yaşta belirli bir kategoriye yerleştiriliyorlar. Bu, onların potansiyelini keşfetmektense, onlara “bu alan senin için uygun değil” gibi bir mesaj veriyor olabilir. Bu erken sınıflandırma, çocukların özgüvenine zarar verebilir ve onları gereksiz yere strese sokabilir.

Peki, gerçekten bu sistem daha adil ve verimli mi? 4. sınıftan itibaren çocukları belirli alanlara yönlendirmek, çocukların gelişim süreçlerini kısıtlayabilir. Düşünsenize, bir çocuk bir dönem çok başarılı olmasa da, ilerde çok farklı bir yetenek geliştirebilir. BİLSEM, bu tür potansiyelleri gözden kaçırabilir. Bu durumda, çözüm odaklı bir bakış açısıyla, sistemin gözden geçirilmesi gerektiği aşikar. Daha erken yaşlarda yapılan yerleştirmeler, sadece eğitimsel değil, psikolojik olarak da çok fazla yük oluşturabilir.

Kadınların Empatik ve Toplumsal Bakışı: “Çocuklar Erken Yaşta Kategorize Edilmemeli”

Kadınlar, genellikle daha empatik ve toplumsal bağlara odaklı bir bakış açısına sahip olurlar. BİLSEM uygulamasının erken yaşlarda başlamasının yarattığı toplumsal etkileri ele alalım. 4. sınıf, çocukların henüz hayal gücünün en canlı olduğu ve kim olduklarını tam olarak anlayamadıkları bir dönemdir. Bu yaşta çocuklara “yetenekli” ya da “yeteneksiz” etiketi yapıştırmak, onların gelişim sürecine engel olabilir. Çocuklar, henüz kim olduklarını ve ne istediklerini keşfetme aşamasındadırlar. Onları bu kadar erken bir dönemde bir kalıba sokmak, büyük bir hata olabilir.

Kadınlar için önemli olan şey, her çocuğun bireysel olarak farklı bir yol izleyebileceğini kabul etmektir. Çocuklar her yönüyle birbirlerinden farklıdırlar ve onları erken yaşlarda çeşitli kategorilere ayırmak, toplumsal bağları da zedeleyebilir. Diğer çocuklar, bu tür kategorilere ayrılanları kıyaslayarak bir baskı hissedebilir. Toplumda, özellikle okullarda, “yetenekli” olarak etiketlenen çocukların hem öğretmenler hem de diğer öğrenciler tarafından daha çok öne çıkarılmaları, toplumsal ilişkilerde dengesizlik yaratabilir. Çocuklar, duygusal olarak bu baskıyı kaldıramayabilirler.

BİLSEM: Eğitimde Eşitsizlik Mi?

Bu sistemin en büyük tartışmalı yönlerinden biri, BİLSEM’in aslında eğitimde eşitsizlik yaratma potansiyeli taşımasıdır. 4. sınıfta, belirli çocuklar seçilip BİLSEM’e yerleştiriliyor ve diğer çocuklar bu fırsatı kaçırıyor. Bu durum, eğitimde fırsat eşitliğini baltalayabilir. Özellikle maddi durumu iyi olmayan ailelerin çocukları, bu fırsattan faydalanamayabilirler. BİLSEM’i yalnızca belirli okullardan ve sınıflardan çocukların alabildiği bir fırsat haline getirmek, aslında eğitimdeki eşitsizliği daha da derinleştirebilir. Bu noktada, BİLSEM’in sadece daha başarılı çocukları değil, aynı zamanda az fırsat bulan çocukları da kapsaması gerektiğini savunmak gerekiyor.

Sonuç: 4. Sınıflarda BİLSEM Olmalı mı?

Sonuç olarak, BİLSEM’in 4. sınıflara kadar genişletilmesi konusunda ciddi bir tartışma söz konusu. Erkekler için bu, stratejik bir hata olabilirken, kadınlar için toplumsal ve duygusal açıdan tehlikeli olabilir. Çocukları bu kadar erken yaşta kategorilere ayırmak, onların özgürce gelişebilmelerini engelleyebilir. Eğitimde fırsat eşitliği açısından da BİLSEM’in erişilebilirliği, bir nevi sınıf farklarını derinleştirebilir.

Forumdaşlar, şimdi size soruyorum: BİLSEM, 4. sınıflarda yaygınlaşmalı mı, yoksa eğitim sürecine daha erken müdahale etmek gerçekten zararlı mı? 4. sınıfta BİLSEM uygulaması ne gibi toplumsal etkiler yaratır? Yorumlarınızı bekliyorum!
 
Üst