Duyu eğitimi neden önemlidir ?

Bilgin

Global Mod
Global Mod
Duyu Eğitimi: Bir Kadın ve Bir Erkeğin Bakış Açısından Yola Çıkalım!

Duyularımız her an bizimle ama genellikle onları göz ardı ederiz. "Ahh, o ne güzel kokuyordu", "O ses ne kadar rahatlatıcıydı", "Bir yemek yiyorum, adeta tabağımla konuşuyorum!" gibi cümleler, hepimizin zaman zaman dilinden dökülür, ancak duyu eğitimi... O ne ola ki? Birinin sağa, diğerinin sola gittiği, bazen de kahkahalarla karışan bir konu mu? Evet, duyu eğitimi bazen böyle görünebilir, ama gerçek şu ki, duyu eğitimi hayatımızın her alanına dokunur, hatta bazen gözle görmediğimiz ama hissettiğimiz bir mucize gibi işlev gösterir. Şimdi, hemen kafa karıştırıcı teorilerden, karmaşık açıklamalardan uzaklaşalım ve kadınlar ile erkeklerin duyu eğitimine nasıl farklı yaklaştıklarını mizahi bir dille ele alalım.

Erkekler ve Çözüm Odaklı Duyu Eğitimi: "Ne Yapmam Gerek?"

Erkekler, duyu eğitimini genellikle bir problem çözme süreci olarak görürler. "Evet, bu güzel, ama ben ne yapmalıyım?" sorusu, hemen herkesin aklında bir şekilde yankı yapar. Beyinlerinde, çözümün en hızlı şekilde bulunması gerekliliği vardır. Koku, tat, dokunma gibi duyular... Onlar için bu duyular, daha çok hayatta kalmak için gerekli sinyaller gibi düşünülür. Mesela, bir erkek etrafındaki havayı koklar ve der ki: "Bu kokunun kesinlikle et parçası ile ilgisi var. Hızlıca köfte yapıp, odaklanmak gerek!" İnsanın beyninde çözümün hemen bulunması gerektiğini düşünerek, kokunun ne anlama geldiğini hızla anlamak isterler. Belki de, duyu eğitimi ile ilgili bir problemi çözebilecekleri inancını taşırlar!

Peki, bu bakış açısıyla eğitim nasıl olur? Öncelikle erkekler için duyu eğitimi, duyuları tanımak, sınıflandırmak ve onlara odaklanmak demektir. Onlara "koklayın, duygularınızı açığa çıkarın, tatları yaşayın" dediğinizde, ciddi anlamda şaşırırlar. Çünkü onları bir 'düşünce'ye odaklamak, pratikte 'yakalamayı başarmak' demektir. Belki de erkekler, tat alma duyularını eğitmek için “daha fazla et, daha fazla protein!” mottosuyla hayatlarına yön verirler. Sonuçta çözüm odaklı yaklaşım burada devreye girer, değil mi?

Kadınlar ve Duyu Eğitimi: "Biraz da Hissetmiyor Musun?"

Kadınlar içinse duyu eğitimi genellikle bir tür duygusal keşiftir. Empatik bakış açıları, duyularla kurdukları ilişkileri daha anlamlı kılar. "Haaa, buradaki ses bana bir melodi gibi geldi, sanki birini daha önce duymuş gibi hissettirdi!" diyecek kadar duygusal bağlar kurabilirler. Bu, duyu eğitiminin yalnızca duyularla değil, hislerle de doğrudan bağlantılı olduğu anlamına gelir. Kadınlar bir ortamda, görsel ve işitsel uyaranlardan çok, bu uyaranların kendilerine ne hissettirdiğiyle ilgilenirler.

Örneğin, bir kadın bir çiçek kokladığında, genellikle sadece kokusunu değil, o kokunun ona ne hissettirdiğini de değerlendirir. "Bu çiçek beni mutlu etti çünkü annem de bu çiçeklerden çok severdi" gibi bir bağlantı kurabilir. Böylece kadınlar, duyularıyla dünyaya sadece ‘görsel’ olarak değil, ‘duygusal’ bir perspektiften de yaklaşır. Onlar için duyu eğitimi, duyulara olan bağları güçlendirme, onları daha ‘bütünsel’ şekilde deneyimleme sanatıdır. Örneğin, bir arkadaşınızla keyifli bir sohbet ediyorsanız ve birden kahkahalar duyuyorsanız, bu ses de onlara ayrı bir anlam ifade eder. “Şu kahkaha, sanki kalbimi okşayan bir melodi gibi!” dediklerinde, duyu eğitiminin empatik boyutuna iyice yaklaşmışlardır.

Duyu Eğitimi ve İletişim: Bir Kadın ve Bir Erkeğin Ortak Noktası

Sonuçta, her iki bakış açısının da ortak bir yönü vardır: duyularımızı keşfetmek ve onlara anlam katmak. Erkekler için bu, çözüm bulmak ve duyuları anlamlandırmak olurken; kadınlar için bu, hisleri birleştirmek ve duygusal bağlar kurmak anlamına gelir. Ama her ikisi de eğitimi alırken duygusal farkındalık geliştirir. Yani aslında, her ikisi de farkında olmasa da, 'duyuları doğru kullanmak' konusunda ortak bir noktada buluşurlar. Erkekler, kadınlar gibi bu duyusal dünyada bir keşif yapar, ancak çoğu zaman bunu ‘olay çözme’ olarak algılarlar. Kadınlar ise, duygusal anlam ve hislerin peşinden gider, belki de "Bir şeyler eksik, ama ne?" diye düşünürler.

Duyu eğitimi, yalnızca bu 'bireysel farklar' üzerine değil, aynı zamanda duyuların birbirleriyle olan etkileşimlerine de odaklanır. Çünkü bir duyuyu daha fazla geliştirdiğinizde, diğer duyular da genellikle ona eşlik eder. Örneğin, bir adam mükemmel bir steak pişirmenin sırrını çözse de, kokusu tüm odada yayıldığında, bir kadının gözleri parlar ve kendiliğinden bir 'mutluluk' duygusu doğar. Hani her iki tarafın da çözmeye çalıştığı ve sürekli birbirinden farklı bakış açılarıyla ele aldıkları bu 'duyusal keşif', aslında ortak bir dili konuşmanın ilk adımı olabilir.

Duyu Eğitimi: Birçok Farklı Yöntemle Geliştirilebilir!

Peki, duyu eğitimi nasıl gelişir? İşte birkaç öneri:

1. Sesli kitaplar: Hem kulak hem de zihin eğitimi için harika bir araçtır! Hem kadınlar hem de erkekler için, duygusal ya da çözüm odaklı düşünmeyi geliştirmenin eğlenceli bir yolu.

2. Farklı tatlar deneyin: Bu, duyu eğitimi için gerçekten eğlenceli bir yol! Hangi tatların sizi en çok etkilediğini keşfedin. Erkekler için bir et tabağı, kadınlar içinse bir tatlı deneyimi harika olabilir.

3. Doğa yürüyüşleri: Hem görsel hem de sesli uyaranlar üzerinde çalışarak, doğada kaybolun. Hem duygusal bağlar kurabilir, hem de çözüme yönelik stratejiler geliştirebilirsiniz.

Sonuç: Duyuları Eğitmek Eğlencelidir!

Sonuçta, duyu eğitimi yalnızca duyularımızı tanımakla kalmaz, aynı zamanda dünyaya daha farklı açılardan bakmayı sağlar. Kadınlar ve erkekler, bu dünyayı farklı algılarlar, ancak duyu eğitimi ile birbirlerinin dünyalarını daha iyi anlayabilirler. Bir erkek çözüm odaklı bir şekilde "Bunu nasıl yaparız?" derken, kadınlar "Hissederek yapmalıyız!" der. Ama en güzel kısım, her ikisinin de aynı dünyada, farklı dillerde ama ortak bir duyu eğitimiyle buluşmasıdır.

Sizce, duyularımız gerçekten eğitilebilir mi? Ya da siz, duyu eğitimi konusunda hangi deneyimlerinizi paylaşırsınız? Forumda duyu eğitimini biraz da kendi bakış açılarınızla tartışmaya ne dersiniz?
 
Üst